Kurumsal

Çevre Politikası

Tüm paydaşlarımızı içine alan bir çevre bilinci oluşturmak. Çevre yönetim sistemimizin sürekliliğini sağlamak. Çevresel sürdürülebilirlik amacıyla oluşturulan hedefler doğrultusunda, çevre etkilerimizi azaltmaya yönelik iyileştirmeler yapmak, çalışanlarımızda farkındalık yaratacak faaliyetlerde bulunmak. Sürdürülebilir atık yönetimi ve doğal kaynak tüketimini azaltıcı önlemler almak. İlgili tüm yasalara, GOSB ve Mahalli Çevre Kurulu kararlarına uymak. Çevre ile ilgili kuruluşlara faaliyetlerinde destek vermektir. Ormansızlaştırmaya ve yüksek karbon salınımına olumsuz etki edecek faaliyetlerden kaçınarak, karbon salınımına etki edecek azaltıcı tedbirler almaktır.

İklim Değişikliği Politikası

1750- 2011 yılları arasında insan kaynaklı faaliyetlerle atmosfere, 2035 giga ton karbondioksit (GTCO2) emisyonu salınmıştır. İklim değişikliği konusunda global bilimsel araştırma otoritesi olan Uluslararası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) 2013 raporu verilerine göre global sıcaklık artışını 2°C’nin altında tutmak için küresel karbon bütçesine bu rakamın üzerine en fazla 990 GTCO2 daha salınabilecektir. IPCC, 2°C’nin altında kalma senaryosunun gerçekleşerek dünyanın geri dönüşü olmayacak küresel iklim felaketlerinden korunabilmesi için enerji tüketiminin azaltılmasını ve fosil yakıtların devreden çıkartılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu senaryonun gerçekleşebilmesi için sadece gelişmiş ülkelerin değil, gelişmekte olan ülkelerin ve Türkiye gibi geçiş ekonomilerinin de üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekmektedir.

Pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de sera gazı emisyonları ekonomik gelişme ile birlikte artmaktadır. Türkiye’de sera gazı emisyonları 1990 yılından itibaren artışa geçmiştir. 1990-2102 yılları arasında Türkiye’nin sera gazı emisyonları %133,4 artarak yaklaşık 440 Mton/yıl’a ulaşarak, Türkiye’yi dünya emisyonlarının yaklaşık 1% ini oluşturur hale getirmiştir. Türkiye, 2009 yılında Kyoto Protokolü’nü imzalamış, ancak diğer Ek 1 ülkelerinden farklı olarak sera gazı azaltım hedefi koymamıştır. Ancak bu durumun özellikle 2015 sonunda gerçekleşecek Paris taraflar toplantısı ile değişerek tüm dünya ülkeleri ile birlikte bağlayıcı bir emisyon azaltım hedefi konması beklenmektedir. Bu yönde ilk adım 2012 yılında “Sera Gazı Emisyonlarının Takibine Dair Yönetmelik” ile atılarak emisyonu en yüksek sektörlere yıllık sera gazı emsiyonlarını hesaplama ve raporlama zorunluluğu getirilmiştir. Yönetmeliğin kapsamının ileriki yıllarda tüm üretim sektörlerine genişlemesi beklenmektedir.

Tüm bu koşullarda, gerek küresel iklim değişikliği ile mücadeleye katkıda bulunmak, gerekse beklenen uluslararası anlaşmalar ve Türkiye’ye olan yansımlarına hazırlanmak amacı ile Aromsa kurumsal “İklim değişikliği ile mücadele ve karbon yönetimi” politikası geliştirmiştir. Bu politika kapsamında Aromsa her yıl sera gazı envanterini çıkarmakta, ISO 14064-1 standardında raporlamakta, Düşük Karbonlu üretim için proje geliştirmekte, çalışanlarını iklim değişikliği ve düşük karbonlu üretim konusunda eğitmekte ve Karbon Saydamlık Projesi kapsamında iklim değişikliğinin getirdiği kurumsal risk, fırsat ve hedeflerini paylaşmaktadır.

Bu çalışmalar ile Aromsa, sadece küresel ve ulusal sorumluluklarının yerine getirmekle kalmayıp, aynı zamanda Türkiye’de gıda sektöründe iklim değişikliği ile mücadele ve çevresel sürdürülebilirlik konusunda rol modeli olmayı hedeflemektedir.